‘Neden her Dünya Kupası’na seyahat ediyorum?’

2012

2010’dan beri her Dünya Kupası’na seyahat eden, National Geographic yazarı Susan Mason, dünyanın en önemli spor turnuvasının kendisinde nasıl tutku haline geldiğini Rusya’dan yazdı:  

New York’un “Küçük İtalya” mahallesi, barlardan akın akın çıkan beyaz, yeşil, kırmızı ve renkli kıyafetler giyen insanlarla dolmuştu. İnsanlar birbirlerinin kollarına yapışmış şekilde, parmak uçlarında kendilerine en yakın televizyonu görmek için kafalarını uzatıyordu. Ekranlarda, dünyanın en önemli spor organizasyonunda İtalya ve Fransa karşı karşıya geliyordu. Karşılaşma olabilecek en dramatik sona sahne oluyordu: Dünya Kupası finalinde penaltı atışları. Yıl 2006 idi ve Küçük İtalya mahallesi, takımlarının kupayı getiren golü ile tam bir panayır yerine döndü. Havalara zıplıyor, etrafımdaki insanlarla birlikte, “İtalya! İtalya! İtalya” diye haykırıyordum. O anda, ben de bir İtalyandım. Saf keyiften oluşan bu kakofoni, Dünya Kupası etkinliklerine gitmeye başlamamın başlıca nedeni oldu.

O günden dört yıl sonra, yani 2010’da, Güney Afrika’daydım. 2014’te Brezilya’da. Bu yıl, Rusya’dayım. 2022’de Katar’ın sıcağına meydan okuyacağım. 2026’da evden çok fazla uzaklaşmama gerek kalmayacak. Dünya Kupası’na; Amerika, Kanada ve Meksika ortaklaşa ev sahipliği yapacak.

View this post on Instagram

Heja Sverige! #worldcup2018

A post shared by Susan Mason (@soozyn) on

Nerede düzenlenirse düzenlensin, Dünya Kupası, sadece futbolseverler için değil uluslararası kültürlere ilgi duyan herkes için seyahate özendirici mükemmel bir itici güç. Ben her ne kadar futbol oynayarak büyüdüysem de, bende tutkuya dönüşen aslında oyun kültürü, futbolseverlerin hissettikleri heyecan, dünyanın dört bir tarafından gelip bir noktada buluşan insanların paylaştıkları arkadaşlık ve bir yeri keşfetme duygusuydu. Dünyanın gözü onun üzerinde olduğu için, ev sahibi ülke, sahip olduğu en iyi davranışları sergiler. Bir milyarın üzerinde insan, bir ay süre boyunca o ülkeyi izliyor oluyor ne de olsa.

Ev sahibi kentler altyapı çalışmaları ile daha güzel hale getirilir, süslenir ve bilet sahiplerine özel fırsatlar sunulur. Örneğin bu yıl Rusya, vize konusunda birçok kolaylık sağladı ve özel bir taraftar-kimlik uygulamasını hayata soktu. Kimlikler turnuva öncesinde sahiplerine ulaştırıldı ve vize almaya gerek kalmadı. Aynı zamanda ev sahibi kentler arasında ve otellerden stadyumlara ücretsiz tren hatları çalıştırıldı. Biletiniz olduğunda ev sahibi ülkelerin size kolaylıklar sağladığı doğru. Fakat bilet alabilmek ise başka bir hikâye. Takip etmek istediğiniz takımı ya da izlemek istediğiniz maçları seçebildiğiniz ilk bilet satışları, aylar öncesinden başlıyor. Çeyrek final, yarı final ve final genellikle biz Amerikalılar için 4 Temmuz tatiline denk düşüyor. Bu turlarda, bilet almak için başvuruda bulunuyorsunuz ve endişeli bekleyiş sürüyor. Yaklaşık bir ay sonra, eğer seçilen şanslı taraftarlardan biriyseniz, bilgilendiriliyorsunuz. Kartınızdan otomatik olarak para çekiliyor ve artık finaller için hazırlıklara başlayabilirsiniz. Seçilmediyseniz bile üzülmeyin, çünkü Dünya Kupası deneyimini yaşamak için mutlaka fiziksel olarak stadyumda olmanız gerekmiyor. Ev sahibi ülkenin her bir köşesinde, FIFA Fan festivalleri düzenleniyor. Maçları; yiyecek, içececek, farklı kültür aktiviteleri eşliğinde binlerce insanla birlikte festival havasında dev ekranlardan izleyebilirsiniz.

Ev sahibi ülkeye gidemiyorsanız da kendi ülkenizdeki uluslararası topluluklara katılın. Tıpkı benim 2006’da Küçük İtalya mahallesinde yaptığım gibi. Ama dikkatli olun, Dünya Kupası, sizi dünyanın dört bir tarafına sürükleyecek bir tutkuya dönüşebilir.

Kaynak: National Geographic

Yorumlar